GENÇ DÜŞÜNCE

SITE SLOGAN

Monday, May 21st

Son güncelleme12:23:46 PM GMT

You are here: Düşünce

Komitelerin İstibdadı

gizli_komitelerİşte bu komite, otuz sene, belki kırk seneden beri hem tevessü etti, hem benimle mücadelede her bir desiseyi istimal etti. İki defa imha için hapse ve on bir defa da beni zehirlemeye çalışmışlar (şimdi on dokuz defa oldu). En son dehşetli planları, sabık dahiliye vekilini ve Afyon'un sabık valisini, Emirdağı'nın sabık kaymakam vekilini aleyhime sevketmeleriyle, resmî hükûmetin nüfuzunu bütün şiddetiyle aleyhimde istimal etmeleridir. Benim gibi zaif, ihtiyar, merdümgiriz, fakir, garib, hizmete çok muhtaç bir biçareye o üç resmî memurlar, aleyhimde öyle bir propaganda ve herkesi korkutmak, o dereceye gelmiş ki; bir memur bana selâm etse, haber aldıkları vakitte değiştirdikleri için, casusluktan başka hiçbir memur bana uğramadığını ve komşularımın da bazıları korkularından hiç selâm etmediklerini gördüğüm halde; inayet ve hıfz-ı ilâhî bana bir sabır ve tahammül verdi. Emsalsiz bu işkence, bu tazyik, beni onlara dehalete mecbur etmedi.

Zalim Medeniyet Sarayı

b-sarayŞu riba (faiz) taşını altından çeksen şu zalim medeniyet kasrı (sarayı) çökecektir. Bütün ihtilâlât-ı beşeriyenin madeni bir kelime olduğu gibi, bütün ahlâk-ı seyyienin (kötü ahlâk) menbaı dahi bir kelimedir.

Reisi Cumhura ve Başvekile

mektup_cumhurEy sual soran mebuslar! Şarkta beş milyona yakın Kürd var. Yüz milyona yakın İranlı ve Hintliler var. Yetmiş milyon Arap var. Kırk milyon Kafkas var. Acaba birbirine komşu, kardeş ve birbirine muhtaç olan bu kardeşlere, bu talebenin Van'daki medreseden aldığı ders-i dinî mi daha lâzım? Veyahut o milletleri kaçıracak ve ırkdaşlarından başka düşünmeyen ve uhuvvet-i İslâmiyeyi tanımayan sırf ulûm-u felsefeyi okumak ve İslâmî ilimleri nazara almamak olan o merhum talebenin ikinci hâli mi daha iyidir? sizden soruyorum!

Tek Tip Dayatmacasının Sakıncaları

05_fotografii1Topluma deli gömleği giydiren böyle bir rejimde ve devlette insanlar, maske takıp sahte kimlik kartlarıyla dolaşmak zorundadır. Bireyler için tek kurtuluş yolu ikiyüzlülüktür. Orada pek çok kimse artık kendisi değildir. Ortalıkta duyulan sesler slogan, yinelenen törenler kısır ritüellerdir. Pastörize insanlardan oluşan bir toplumda fotokopilerle yığınlaşma başlar. Örgütlenme yoktur. Çünkü farklılık yoktur. Bunun adı da kültürel soykırımdır (genocide culturelle). Artık insanlar tek şey bilir, tek şey düşünürler. Bu da rejimin dayattığı gerçektir. Herkesin aynı şeyi düşündüğü bir yerde, aslında kimse düşünmüyor demektir. İnsanın yerine kişiliksiz yaratıklar, "hiç kimse"ler (Octavio Paz) geçmiştir.

Kur'an-ı Kerimin Dünya Hayatına Bakışı

lifeclockia91"Dünya hayatının durumu sırf şunun gibidir: Bir su, biz onu semadan indirdik, derken onunla insanların ve hayvanların yediği yeryüzü bitkisi yeşerdi. Öyle ki, yeryüzü güzelliğini takınıp süslendiği ve ahalisi de onun üzerine kendilerini kadir zannettikleri bir sırada geceleyin veya gündüz ona emrimiz geldi de, bir anda, dün sanki hiçbir zenginliği yokmuş gibi onu kökünden biçilip atılmış bir duruma getirdi. İşte, düşünecek bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklıyoruz."

Kur'anın Kalp Katılığına Bakışı

1997_Tas_yontuculari_b1"Öylesi var ki çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor"... "Öylesi de var ki Allah korkusuyla yuvarlanıyor" Ey Ben-i İsrail ve ey Ben-i Adem! Ey vahye muhatap olan tüm insanlar! Sizlere ne olmuş ki, kalpleriniz taştan daha camid ve daha ziyade katılaşmıştır.

Bireysel Özgürlüğün Psiko-Sosyal Yorumu

photo-jm-HistoryBencillik ve kayıtsızlık ise, insanoğullarının bizzat kendi menfaatleri işin içine girmedikçe, hayatta birbirlerinin hareketlerine hiç karışmamaları gerektiği ve yekdiğerinin iyiliği veya saadeti ile meşgul olmamaları icap ettiği anlayışıdır ki, yanlıştır. Başkalarının iyiliğini korumak için ferağatli himmetin, özverili çalışmanın herhangi bir surette azalacak yerde, çokça artmasına elbette ki ihtiyaç vardır. Fakat bu ferağatli hayırhahlık; insanları kendi iyiliğine, hayırlarına inandırmak için, kamçı ile kırbacın gerek hakikisinden, gerek mecazisinden başka vasıtalar bulabilir.

Sonsuz Bir Hayat Varmı.?

rebirthem1as6Aynı şekilde “ebedi olarak yaşama” isteği, “hiç ölmeme” isteği de insanda var hiç kuşkusuz. Ama bu “ebedi kalma” isteğinin karşılığının, bu dünyada verilmediğini görüyoruz. Her kesin başındaki ölüm ve peşindeki ecel, insanın bu esaslı isteğine kavuşmasını önlüyor. Bu ise görünüşte bir çelişkidir. Yani insanın en sıradan hayvani duyguları olan yeme, içme, şehvet… gibi duygularının istekleri cevap bulduğu halde, “ebedi yaşama” gibi insani, vicdani ve ulvi bir duygunun isteğinin karşılıksız kalması, gözümüzle gördüğümüz kainatın yaratılış yasalarına, hikmet ve akla zıt görünüyor. İşte matematiksel oran-orantı hesabı kesinliğinde, bilinenden bilinmeyene varmak şeklinde bu “ebedi yaşama” duygusunun da cevabının verildiği, têr û tatmin edildiği bir dünya, bir diyar, bir alemin varlığı akıl gözüne görünür. İşte bu “ebedi yaşama” isteğine karşı cevap olarak hazırlanan “ebedi saadet” gerçeğini ve müjdesini bütün semavi fermanlar haber verip tasdik ediyorlar. Yani insan ve kainat gerçeğinin hem yaratılış itibarı ile ve matematiksel olarak ta gerektirdiği ebedi yaşam, semavi(vahyi) mesajlarla da örtüşüyor. Bundan dolayı gönül ve akıl rahatlığıyla diyoruz ki: Evet doğrudur. Ebedi alem var. Midenin ve acıkmanın yemeği göstermesi, susuzluğun suyun varlığını bildirmesi derecesine var.

 

İsar, digergam, empati, ya da başkasının ayakkabısıyla 3 gün yürümek ve idarecilik.

idarecilikPeygamber bu hakikati hayatının temel prensibi yaptı. Onlarca savaşı kazanıp Devletini kurup başına geçtiğinde ki Muhammed ile İslam'ın ilk tebliğ yıllarında ki Muhammed arasında hiçbir fark olmadı. Bu haslete İslam Alimleri "mebde ile müntehayı birleştirmek " dediler. Aynı mütevazılık, aynı şefkat, aynı ilgi , aynı merhamet. Devlet Başkanı iken huzuruna alınan bir insanın huzurunda heyecandan titremesi üzerine "Rahat ol. Ben de senin gibi "kurutulmuş et" yemiş bir kadının oğluyum" dedi ve onu rahatlattı. "Kurutulmuş et" yemek bir garibanlık işaretiydi. Ve o garibanlığıyla hep iftihar etti. "İslam garip başladı, garip devam edecek. Ne mutlu o gariplere " diyerek iftihar ettiği garibanlığın önemine vurgu yaptı.

Değişik Boyutları ile Ekonomik Özgürlük

ekonomi1"Ne zaman Rabbi, insanı deneyerek rızkını kıssa, hemen 'Rabbim bana ihanet etti' der. Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Mirası sınır tanımaz (helal haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz. Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz.", "De ki; Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Zaten insanlar pek cimridir."

 

Özgürlüklerin Çakışması Durumunda Öncelik Hakkı Problemi

ceride2insanlar tartışmaya açık bir meselenin doğruluğunu tartıştığında, sonunda çoğunluk doğru veya doğruya en yakın bir karara varacaktır. Mantıken çoğunluğun da yanılabileceği düşünülebilse bile, azınlığın yanılma ihtimali daha yüksektir. Öyleyse doğru olan çoğunluğun kararına uymaktır.1[18] "Kim kendisine dosdoğru yol apaçık belli olduktan sonra, Peygambere karşı çıkar ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.."

“Verme” nin olağanüstü terbiye ediciliği ve “kurban”

almak-vermekVermek te aynen almak gibi fıtri bir duygu. Verirken de zevk alır insan. Yemekleri ihtiyacı olduğu için bünyesine alan insan, fazla ve gerekmeyen kısmını vücudundan atarken zevk alır. Yaşarken kirlenen insan üzerinde ki kiri, ağırlığı banyoda, hamamda, saunada atarken zevk alır.

“Konuşan Yalnız Hakikattir” Ne Demektir?

teblig_ucret"İlmini muhtaç olandan esirgeyene, gökteki kuşlar ve denizdeki balıklar lanet eder." hadisi şerifi emrince her Müslüman bildiklerini diğer insanlarla paylaşmak zorundadır. İyiliği emretmek, kötülükten nehy etmek Müslüman için bir mutlaka yerine getirmesi gereken bir vazifedir.
Peki, bu paylaşım veya tebliği karşılığında ücret alabilir mi?

Hukuku ibad mı? Hukuku ALLAH mı?

insan_haklariKul hakkına helal ve harama dikkat etmek HAK bilinciyle mümkündür. Hak bilinci insanın işinde başarılı olmasının, verimli olmasının olmazsa olmazıdır. Bir felsefedir, hayata bakış tarzıdır ve verimliliğin gereğidir."En verimli yağmur, alın teridir" demiş Cenap Şahabettin. Verimlilik, alın teri dökerek kazanma; kazandırarak kazandığı için, kazancını gönül ferahlığı ile hak etme, helal kazanma hem yaratanı, hem yaratılanı razı etme bilincidir.