GENÇ DÜŞÜNCE

SITE SLOGAN

Sunday, May 20th

Son güncelleme12:23:46 PM GMT

You are here: Edebiyat Makale Kelimenin Değiştirme Gücü

Kelimenin Değiştirme Gücü

e-Posta Yazdır PDF
hat-sanati1

Doğru kelime en önemli araçtır. Yoğun bir doğruluğa sahip o kelimelerle karşılaştığımızda ortaya çıkan sonuç hem fiziksek hem de ruhsal olur, elektrik gibi de etki yapar.

Değişmeyen tek şeyin "değişim" olduğu bir gerçektir. Hayatın akışı içinde insanlar bazen iyiden kötüye bazen de kötüden iyiye doğru bir değişim gösterir.

Himmet abidesi önderler hep kötüden iyiye dönüşümün mücadelesini vermişler.

"Duygu ve düşüncelerini değiştir, davranışların değişir" kaidesi her zaman geçerlidir.

Değişimi tetikleyen en önemli unsurlardan birisi de dilin yani kelimenin kullanımındaki etkidir. Değişimi isteyenler bu açıdan dili kullanmasını iyi bilmelidir.

İnsanın iradesiyle gerçekleştirilen her fiil, bir düşüncenin ürünüdür.

Düşünceler kelimelerle ifade edilir. Kelime hazinesi zengin olanlar, daha iyi düşünürler ve daha iyi karar verirler. Kelime zenginliği kuşkusuz çok okuma ile alakalıdır. Kelime dağarcığı zengin olan kişiler insanalrı daha çok etkilerler.

Büyük kanaat önderleri, bulundukları toplumun problemlerini çözmek için kitaplar yazmışlardır.

Bir çok komutan savaş meydanlarında askerlerine yaptıkları konuşmalarla tarihin akışını değiştirmişlerdir.

Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Yağ ile bal ede bir söz1

 

Konfüçyüs'e sordular. Bir memleketi yönetmeye çalışsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?

- Hiç şüphesiz dili gözden geçirmekle göreve başlardım.

- Dil kusurlu olursa kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa töre ve adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.

M. 6. yy.'ın en büyük inkılâbı Arap yarımadasında gerçekleşir. Sözlü ve yazılı edebiyatın geliştiği o dönemde öyle bir kelâm gelir ki, bütün beşeri kelamlar onun yanında çok cılız kalır.

Allah'ın kelamı olan Kur'an, geldiği toplumu çok etkilemiş, insanın bütün yönlerini değiştirecek şekilde bir cazibe oluşturmuş. En katı kalpler Kur'an'ın fesahat ve belâgatı karşısında adeta erimiş. Hakikatler ruhlarda inkişafa başlamış. Kısa bir zamanda yepyeni bir medeniyet kurulmuş insanlık huzur ve mutluluğa kavuşmuştur.

Kur'an'ın kelâmı gelince en meşhur kasideler 'muallekat-ı seb-a’ Kâbe duvarından indirilmiştir. Kur'an'ın muhalifleri belâgatıyla mücadele edemeyince kılıçlarıyla mukabele etmeye başlamışlardır.

"Muaraza-i bilhuruf mümkün değildi, muhaldi; onun için muharebe-i bi’s-süyufa mecbur oldular"2

 

Kelimeyi, muktezayı hale mutabık şekilde kullanmak büyük bir sanattır. Kelimenin kullanım şekli, tarihte bir çok diplomatik anlaşmanın galibiyet ve mağlubiyetini bile belirlemiştir. Onun için kullanılan kelime, kapsadığı mana açısından belirleyici rol oynamıştır.

"Ahir zamanın en rağbet edilen metası yine belağattır. Hatta insanlar kendi fikirlerini birbirine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için en keskin silahını cezalet-i beyandan (güzel ve akıcı söz) ve mukavemetsüz kuvvetini belağat-ı edadan alacaktır."3

Renklerin yüzlerce tonu olduğu gibi insanın düşüncelerine şekil veren binlerce farklı benzer kelime vardır. Birbirine çok yakın manaları ifade eden kelimeler çok olduğundan kelamın insan üzerindeki etkisi kaçınılmaz. İyi söz çekici, kötü söz iticidir. Güzel söz yılanı deliğinden bile çıkarır. Tatlı söz söylenen suyun bile kristalleşmesi farklıdır. İyi sözle, güzel sözle kazanılmayacak insan pek azdır.

Çağımızın en beliğ eserlerinden R. Nur külliyatına baktığımızda büyük bir değişim gösterdiğini görürüz. R. Nur'un yazılıp neşredilmesine paralel olarak her türlü muhalefet sergilenmiş akla ve hayale gelmedik sıkıntılar, tazyikler, işkenceler, zehirlenmeler, tecritler, tevkifler, düşmanlıklar hiç bitmemiş en küçük bir nurun ortaya çıkmasına tahammül edememişler.

Acaba insanlar niye ölümüne bu eserlere sahip çıkmışlar. Acaba insanlar herşeye rağmen niye bu kitapları okumayı ısrarla sürdürmüşler. Bu hakikatlerin etrafında kenetlenmişler; müthiş manevi bağlar kurup dev bir kardeşlik, ihlas ve samimiyet seli oluşturmuşlar.

Bediüzzaman nasıl bir organizasyon kurmuş? Acaba bu sıkı bağların kurulmasında talebelerin motivasyonu önemli miydi? Bu sorunun cevabını R. Nur okuyan herkes hemen farkeder.

Bediüzzaman talebelerini, sevk ve idarede lahika mektupları çok önemli rol oynamıştır. Bu mektupların başındaki hitaplara baktığımızda çok ilginç bir manzara ortaya çıkar.

Aziz, sıddık, fedakâr, vefakâr, hizmeti imaniyede kuvvetli ve kıymetli, çalışkan, muktedir, sebatkar, müteyakkız, kıymettar, sadık, halis, mübarek, hizmeti Kur'an'iyede faal, kahraman, metin, mücahid, dirayetli, ihlaslı, şanlı, ciddi, muhlis, hakiki, samimi, müttehid, müstakim, ruhum, canım, masum, dünyada medar-ı tesellilerim, berzah yolunda nurani yoldaşlarım, mahşerde inşallah şefaatçilerim, tarik-ı hakta ve berzah seyahatinde ve ahiret yolunda nurani yoldaşlarım, sarsılmaz, yılmaz, alicenab, demir gibi sarsılmaz R. Nur sakinleri, kardeşlerim vb. Bunlar ve bunlara benzer hitaplara tek tek bakıp incelediğinizde üstadın, insanları harekete geçiren, uyuyan duyguları uyandıran, cesaretlendirici, aşk, şevk, heyecan verici, azim ve kararlılıkla davalarına bağlayıcı kevlimeler kullandığını görürüz.

Üstadın okşayıcı, etkileyici ve adeta sihirli kelimelerle insanların hareketine yön verdiğini, insanları aksiyon abidesi haline getirdiğini görürüz. Üstad hitablarını çok bilinçli ve ustaca kullanmıştır.

İfadeler muhatabın psikolojik, sosyolojik gibi bir çok yönü gözönünde bulundurularak özenle seçilmiştir.

İnsanları hedeflerine konsantre etmede kelimeler çok etkilidir. Kelimenin gücünü bilmeden insanları anlamak zordur.

Bir bakıma üstadın hitapları iki açıdan da değerlendirilebilir. Ya muhatap gerçekten o hitaplara mazhardır, ya da hedeflediği model insanın bu vasıf ve karakterlere sahip olması gerektiğini ısrarla vurgular.

Bediüzzaman insanda bulunan potansiyel dev latifeleri, duyguları bu kelimelerle harekete geçirmiştir.

Herbir kelime bütün sıkıntılara rağmen bir sıçrama tahtası, bir kamçı gibi etki yapmış, inanılmaz başarılar elde edilmiştir. Her zaman hizmet durağanlıktan kurtulmuş, sürükleyici bir hız kazanmıştır. Dolayısıyla yediden yetmişe her yaştan talebeler hizmette istihdam edilmiştir.

"Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi"4

Üstad kelimenin gücünü son derece iyi keşfetmiş. Bu yüzden çok etkileyici bir üslup kullanmıştır. Aslında bu tarz, bütün Risale-i Nur için de geçerlidir.

Üstad bu hakikatleri kıymetine layık bir üslupta sunmuş, bu konuda çok başarılı olmuş ve tatlı meyvelerini de almış ender insanlardandır.

"Sivrisinek tantanasını kesse, bal arı demdemesini bozsa şevkiniz bozulmasın" yani kainat faaliyetini durdursa siz vazifenize devam edin.

"Kadere teslim olan kederden emin olur."

"Cenab-ı Hakk'ı bulan neyi kaybeder, onu kaybeden neyi bulur"

"Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde ceza'a iltica etmemek gerektir."

"Takdiri Huda kuvve-i bazu ile dönmez

Bir şem'a ki Mevla yaka üflemekle sönmez"

"Elbet bir gün doğar şems-i hakikat

Hiç böyle müebbed mi kalır zulmet-i alem"

"Her kışın bir baharı, her gecenin bir sabahı vardır"

"Ümitvar olunuz. Şu istikbâl inkılâbı içinde en yüksek gür seda islâmın sedası olacaktır"

Üstadın bunlara benzer yüzlerce veciz ifadeleri insanları hep canlı tutmuş. Yepyeni, pırıl pırıl, aklını kullanan, sağduyulu, özgüven sahibi, düşünen, sorgulayan, kendi iç dinamiklerini harekete geçiren, bütün dünyanın barışa kavuşmasını isteyen, farklı düşünce ve inançlara saygılı, insan ilişkilerinde cinsiyet, ırk, din, dil farkı gözetmeyen, hukukta eşit olan, fazilette yarışan bir neslin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu Allah'ın bir lütfudur.

Değişimi talep edenlerin, açıldıkça okunan, okundukça açılan, asrın bu cazibeli tefsirine ve sırlarına vakıf olmalarını, derin tefekküründen feyz almalarını, yollarını aydınlatmalarını samimiyetle isteriz.

Cenab-ı Hakk, bizlere bu eserleri anlayacak, kavrayacak akıl, idrak, feraset ve basiret ihsan eylesin.

 

Ramazan Çalışkan

 



1 Yunus Emre

2 Sözler 389 (Zehra Yayıncılık)

3 Sözler 282 (Zehra Yayıncılık)

4 Âl-i İmran suresi; 159.


Newer news items:
Older news items: